Sign in / Join
evlilik bebek sonra mkle 620x351 - Çocuktan sonra evlilik ilişkisi

Çocuktan sonra evlilik ilişkisi

Çiftin yaşamına bir bebeğin girmesi bütün temas dinamiğini değiştiren oldukça önemli bir yeniliktir.
Psikolog Gonca Şenözen bu yeniliğin, evlilik temasını ‘bebekten önce’ ve ‘bebekten sonra’ diye iki devreye ayırdığını vurguluyor.
Bebeğin gelmesiyle beraber çift, hayatının nerdeyse her bölümünde bir değişim yaşar; hanedeki birçok tertip (uyku, yemek, hobiler, haneye girip çıkan kişiler), akrabalık ilişkileri, sosyal roller, beklentiler, amaçlar, cinsel hayat ve bilhassa kadınlar içersinde fiziksel manzara temelden etkilenir.

Bu yazıda iki doğrultusunda yaşamında olan değişimleri ve bu değişimleri en iyi şekilde yaşam sürdürmek içersinde neler yapması gerekliliğini bulacaksınız.
Unutmayın, çift temas (karı-koca) ne kadar dayanıklı temellere oturursa, üçlü temas de (anne-baba-çocuk) o kadar sıhhatli gerçekleşir.

Bir bebeğin, erkeğin dünyasında oluşturduğu değişimi anlayabilmek içersinde bebeğin, ilk olarak bayanın dünyasında yarattıkları kavramak gerekir:

Hamilelik eşliğinde bayanın fiziksel manzarası değişir.
Birçok bayan doğumdan derhal ardından külüstür formuna kavuşmadığı içersinde dış görünüşü konusunda bir emniyet kayıbı yaşayabilir.
Bebek eşliğinde çiftin mesuliyet duygusu artar.
Bebeğin beslenmesi anne doğrulusunda sağlandığı içersinde bebek anneye henüz bağımlıdır ve bu da annenin üstlendiği iş yükünü defa daha çok çoğaltır.
Bu tip bir mesuliyet, bayanın şuana kadar kendisi yaşamı konusunda almış bulunduğu bütün sorumluluklardan henüz değişiktir ve bazen anne bu sorumluluğun oluşturduğu “mükemmeliyetçilik-suçluluk” kısır döngüsüne kapılır.
Anne, ne yaparsa yapsın bebeğin greksinimlerini tam anlamıyla karşılayamadığı endişesini yaşar ve hep henüz çoğunu ve henüz iyisini yapmaya çalışır.
Anneliğinin mükemmel olmasına çalışır ki, bebeğinin bir eksiği kalmasın.
Fakat anne-bebek ilişkisinde kabahatsizlik olası değildir ve yanlızca anneye ilişkin bir fantezi olarak kalır.
Bebeğinde sıkıntılar farkeden anne, kendisi annelik maharetleri konusunda şüpheye düşer ve yetersizlik, suçluluk hisleri yaşamaya başlar.
Anne ne kadar harika olmaya çalışırsa, o kadar suçluluk duyma eğilimine girecektir.
Bu kısır döngü, annenin yüksek dozda endişe yaşamasına ve bu kaygının uzun devam etmesi durumunda de depresif bir moda yaklaşmasına sebep gerçekleşir.
Annenin iş yükü bariz şekilde artar.
Normalden daha düşük veyahut kalitesiz uyur.
Bakım önceliği bebeğe ilişkin bulunduğu içersinde kendisi bakımını suistimal edebilir.
Sonuçta kendisini yorgun ve bakımsız hissedebilir.
İlk aylarda bayan evde ve erkek iştedir.
Bu vaziyet ananesel kadın-erkek rollerini ve iş kısmını meydana çıkarabilir.
Eğer bayan aktif bir iş hayatına alışkınsa bu tip bir rolde zorlanabilir ve kendisi konusunda tanımlamalarda baş karışıklığı yaşayabilir.
Eğer bu devre annenin beklediğinden uzun sürerse anne, haneye ve annelik kimliğine hapsolmuş hissedebilir ve bu durumdan külfet duymaya başlar.
Bebeğin kesif ihtiyaçlarından kaynaklı bayan, kendisi kimliğini yanlızca annelik ile özdeşleştirme ve buna indirgeme yanılgısını yaşayabilir.
Bu sebeple kendisi bayanlık greksinimlerini göz ardı edebilir.
Bebek eşliğinde akrabalık ilişkileri henüz sıklaşır.
Evin içerisine dışarıdan müdahaleler artabilir.
Doğum evvel eşlerin ailesi ile yaşanan sıkıntılar bu dönemde artabilir.

Kadında yaşanan bütün bu değişimlerin erkek üstünde doğrudan tesiri bulunmaktadır.
Erkek de eşiyle birlikte:
Uykusuzluk ve yorgunluk yaşar.
Günlük yükümlülükleri artar.
Yaşama ilişkin kişisel ilk seçenekleri yine şekillenir
Ebeveyn kimliği öne çıkar.
Müdahaleci akrabalara maruz kalır.
Kendine daha düşük bakan ve henüz endişeli bir eşle karşı karşıya kalabilir.
(Bu vaziyet eşinin, annelik tecrübenini sebep aldığına göre değişir)
Eşinin cinsel ilgisinin azalması eşliğinde cinsel hayatı daha düşük aktif duruma gelir.
Çocuğun gelişinin olumlu karşılandığı hallerde, eşle temas henüz derinleşir, köklenir; ileriki tasarıları henüz netleşir; birliktelik hissi perçinlenir.
Hem baba, hem anne kendisi ebeveynleri ile ilişkilerini yeniden ele alırlar.

Eğer mükemmeliyetçi ve kesif kaygısı olan bir anne mevzubahis ise baba, bebek ile ilgilenirken eleştirilere maruz kalabilir ve bebeğe bakma becerisinde yetersizlik hissedebilir.
Bu halde baba kendisini anne-bebek çiftinin dışında tutacak ve soyutlayacaktır.
Baba bunu yaptıkça anne, babanın ilgisizliğinden yakınır ve bu vaziyet ebeveyn arasındaki ilişkinin yıpranmasına kadar gidebilir.
Bebeğin doğumundan ardından eşler arasındaki ilişkinin niteliğini belirleyen en ehemmiyetli etmen, doğumdan evvelki ilişkinin kalitesidir.
Eğer kadın-erkek arasında açık, dürüst, destekleyen, yapıcı, hedeflerin net konduğu bir temas mevzubahis ise eşler doğumla meydana çıkan değişimleri henüz ferah tolere edebilir ve ebeveyn rollerine henüz basit adapte olabilirler.
Bu hem evlilik temasını hatta eşlerin tek tek çocukla temasını pozitif istikamette etkiler ve henüz sıhhatli çocuklar yetişmesine yardım eder.

Bebeğin gelişinin evlilik temasını zedelememesi içersinde bunları uygulayın:

Bir bebeğin yanlızca anneye değil, bu arada bir babaya da gereksinimi bulunmaktadır.
O yüzden baba, anne kadar iyi ilgilenemiyorsa dahi çocuğun onunla zaman geçirmesine fırsat vermek lazım olur.
Böylece hem anne biraz dinlenmiş gerçekleşir hatta baba ile çocuğun temasının gelişmesi sağlanır.
Bebek bütün zamanı alsa da anne-babanın bebek dışındaki bir konudan da Eklendi edebilmeleri defa ehemmiyetlidir.
Bu vaziyet çiftin yanlızca ebeveyn değil, karı-koca olduğunu da anımsadan bir haldir.
Çiftin karı-kocalık greksinimlerini besler.
O yüzden gün içersinde en azından 15-20 dakikayı bu tür bir sohbete ayırmak temas içersinde çok yararlı olacaktır.
Anneler külüstür hayat şekillerini bebekten ardından devam ettiremezler; fakat asgari da olsa kendilerine zaman ayırabilecek fırsatlar yaratmaları hem kendilerini iyi hissetmelerine sebep gerçekleşir, hatta aile içi ilişkileri henüz sıhhatli meblağ.
Mükemmel anne olma fantezisi sebebinden çoğu anne bu noktayı gözden kaçırmakta ve böylelikle hem kendilerini, hem eşlerini ilgiden yoksun etmektedirler.
Böylece evlilik temasının yıpranmasına sebebiyet vermektedirler.
Karı-koca hayat sürdürdükleri değişimleri ve sıkıntıları kesinlikle açık şekilde birbirleri ile paylaşmalı ve en fazla hangi noktada desteğe gereksinim duyduklarını birbirine söylemelidir.
İkili temas (karı-koca) ne kadar dayanıklı temellere oturursa, üçlü temas de (anne-baba-çocuk) o kadar sıhhatli olacaktır.
Kadınlar doğumdan ardından kendilerini eskisi gibi çekici hissetmeyebilir veyahut cinsellik içersinde enerji bulmakta zorlanabilirler.
Oysa cinsel yaşamın, evlilik kurumunu besleyen ehemmiyetli kaynaklardan biri olduğunu unutmamak lazım olur.
Anne kimliğine saplanıp, cinselliği ve cinsel kimliği unutmanın ne bayana ne de erkeğe faydası bulunmaktadır.
Anne olmak demek kendisi ihtiyaçlarımızı inkar etmek demek değildir.
İyi anne, kendisine de iyi bakabilen kişidir.
Kendimize iyi bakmanın içersinde eşimizle ilişkimize önem vermek, eş ve bayan kimliğimizi unutmamak yatar.

Leave a reply